Yasalar uygulanmak için mi çıkar

Türkiye'de işlerin nasıl yürüdüğünü, kararların nasıl alındığını anlamak açısından birçok örnek olay var aslında ama ben bugün size hemen herkesin gözü önünde en azından büyük şehirlerde yaşayan herkesin gözü önünde cereyan eden bir örnek vermek istiyorum.

Aşağıda geçtiğimiz yıl Eylül ayında 81 İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen bir resmi yazı var:

"09/02/2012 tarihli ve 28199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Okul Aile Birliği Yönetmeliği hükümleri uyarınca Bakanlığımıza bağlı okullarda bulunan kantin, açık alan, otopark, halı saha, spor salonu, salon, okul bahçesi ve benzeri yerlerden yalnızca kantin vb. yerler için kiralama imkanı tanındığı, kantin vb. yerler haricinde kalan yerlerin ise ticari amaçlarla kiraya verilmesinin mümkün bulunmadığı ilgi (b) yazımızda belirtilmiş olup söz konusu alanların sportif faaliyetlerde kullanılmasının önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır.

Bakanlığımıza bağlı okullarda bulunan halı saha, spor salonu vb. yerlerin Bakanlığımız ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan 18.04.2019 tarihli Protokol kapsamında sportif faaliyetlerde ücretsiz olarak kullanılmasının mümkün olduğu ilgi (a) yazımızda ifade edilmiş olup uygulamaların bu kapsamda gerçekleştirilmesi gerekmektedir."

Bu yazıya bakarsak okullardaki spor alanlarının herhangi bir spor kulübüne kiralanması mümkün değil. 81 ile gönderilen bu yazıdan bir ay öncesinde konuyla ilgili karar resmi gazetede yayınlanmış ve gerekçe olarak da güvenlik gösterilmişti.

Bu karar gerçekten uygulanıyor olsa kendisiyle protokol imzalanan Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın bu alanları hangi ücretsiz kullanımlara nasıl ve hangi kriterle tahsis edeceğine dair herhangi bir ifade yok. Bildiğim kadarıyla böyle bir kullanım talebi de yok.

Türk sporunun en önemli sorunlarından birisi hatta belki de en önemlisi altyapılardan sporcu yetişmemesi. Şehirlerin her yerinden spor alanları da fışkırıyor değil. Kaldı ki imar planlarında spor alanı olarak ayrılmış birçok yer boş duruyor. Belediyelerin yine ücretsiz kullanıma açtığı parklarda ki spor alanları da en fazla sağlıklı yaşam amacına hizmet edebilir durumda.

Neticede okullardaki spor alanlarının alt yapı kulüpleri tarafından kiralanmasına müsade etmediğinizde bu alt yapı kulüplerinin faaliyetlerini sürdürebilecekleri herhangi bir alan yok.

Ayrıca federasyonların alt yaş kategorilerinde düzenlediği turnuvalara katılan birçok kulübün bu turnuvalar için nerede hazırlandıklarını merak eden de yok. Buraya kadar anlatmaya çalıştığım alınan kararların hangi kriterlere dayandığı, önünün arkasının düşünülüp düşünülmediği bölümü.

Bir de işlerin nasıl yürüdüğü bölümüne bakalım isterseniz. Yukarıda bahsettiğimiz kararın hayata geçmesi durumunda olacakları yukarıda yazdım ama o yazılanlar aslında kurgu. Çünkü bu karar fiiliyatta hayata geçmiyor, sanırım bunu bilmeyen de yok. Yani ilgili yetkili herkes biliyor ki şehirlerdeki alt yapı kulüpleri bu spor alanlarını kullanıyor. Zaten sosyal medyadan falan bu salonları kullandıklarını mecburen ilan ediyorlar. Gizli saklı bir şey değil ama yasal da değil.

Peki o zaman bu salonları bu kulüpler bedava mı kullanıyorlar?

Öyle olsa niye sadece o kulüp kullanıyor sorusu gündeme gelir. Sorsak bedava kullanıyorlar cevabını alırız o da ayrı.

İyi niyetli bir tahminle okullara yüklü miktarda bağış yapan kişilerin varlığından söz edebiliriz elbette. Ama bu tahmin de üzerine bu kadar yazdığımız kararın anlamını yitirmesini engellemez.

Bu iyi niyetli bağış olasılığını da dışarıda bırakırsak aklımıza şu soruların gelmesi kaçınılmaz oluyor tâbi

Kiralanması yasak olan bir yeri kiralayan bir kişi ya da şahıs o kirayı hangi kayıt altında ödeyebilir peki? Ya da kirayı kim alır? Kirayı alan kişi bunu nasıl muhasebeleştirir? Eğer bir paranın muhasebeleştirilmesi mümkün olmazsa o para ile ne yapılabilir?

İşte bu sorulara verilebilecek her cevap bu ülkede işlerin nasıl yürüdüğüne de delalet eder sanırım.
 
Üst Alt