"Yakış Davutoğlu’ndan niye özür diledi anlayamadım"

Orhan Pamuk’un kulakları çınlasın, ben de “bir röportaj yaptım, bütün mesaim değişti” desem yeridir. Malum, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’la konuştuğumuz süreç, döndü dolaştı, kendisinin eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan özür dilemesi ile sonlandı. (*) Bana,

-Yahu, sen niye üstüne alınıyorsun? Yanlış yapan, özür dileyen sen değilsin ki…

Diyebilirsiniz, ne yapayım ki, gazetecilik sorumluluğu beni bırakmıyor.

Acaba o görüşmede, Davutoğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hangi mesajını Beşar Esad’a iletmişti de iki ülke arasındaki ilişkiler “bıçakla kesilir gibi!” Rafa kalkmıştı…Günlerdir Türk basınında yazılanları, Arap medyasını, AFP, BBC dahil, pek çok batılı yayın organını tarayıp bu soruya yanıt arıyorum. Şaka bu ya! “Google Translate” sayesinde Arapçamı bile ilerlettim…

Bütün bu organlarda, Esad’a o tarihte Davutoğlu aracılığı ile Türkiye’den giden “Seçim yap, eğer kazanırsan kuracağın kabinede Müslüman Kardeşler örgütünden isimlere yer ver” haberleri yer almış, bu yaşananların özeti ise Suriye lideri Beşar Esad’dan şu sözlerle gelmiş:

-Erdoğan kendisini Osmanlı Sultanı, hatta Halife, beni de Şam valisi sanıyor, Ortadoğu’yu böyle yöneteceğini düşünüyor… (**)

—Muhalif bürolar kapatılıyor—


Bu tartışmalar sırasında ilginç gelişmelere de tanıklık ediyoruz. Şam ile 11 yıldır süren gerginlik ve diyalog kopukluğunun giderilmesine dönük kimi adımlar da atılıyor. Acaba bu adımlar sonrasında diyalog yeniden kurulup, barışa varılabilecek mi?

“Bir bilene sormalı” deyip, “Ortadoğu uzmanı” kabul edilen, Suriye-Cerablus doğumlu meslektaşım Hüsnü Mahalli (***) ile dün sabah biraz sohbet ettik, konuştuklarımızı sizinle de paylaşayım:

-Ne dersiniz? Şam-Ankara gerginliği sonlanacak mı artık?

MAHALLİ: Putin-Erdoğan görüşmesinin ardından, Putin’in yaptığı arabuluculuk sonrasında şu ortaya çıktı, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun yaptığı açıklamalara baktığımızda görüyoruz ki, söylenen ve söylenmeyen pek çok noktada iktidar yanlış yaptığını kabul etmektedir. Bugün gelinen noktada, iktidar, (Erdoğan) yaptığı her şeyin yanlış olduğunu kabulleniyor. Suriye muhalefetinin Türkiye’deki bürolarının kapatılacağı, bunların Katar’a taşınacağı bilgileri gelmeye başladı. Bu gibi adımlar atılmaya başlandı şimdi.

-Anlaşılan o ki, Suriye ile barış sürecine girdik, peki yapılacaklar bununla sınırlı mı olacak sizce?

MAHALLİ: O kadar kolay mı, 11 yıl sonra -hadi barışalım- demek? 1 milyona yakın insan öldü, 6 milyon insan yerlerinden edildi. -Eyvallah barışalım- demek kolay da, Türkiye ve Suriye’nin önündeki fatura ağırdır, bunu kim karşılayacak? Erdoğan en çok PYD, YPG üzerinde duruyor. Esad da diyor ki, -tamam bu işi madem istiyorsun sen hallet, zaten ortada bir Adana Mutabakatı var, gir sınırdan, beş mi on kilometre mi gireceksin? Gir, Suriye Ordusuyla birlikte terörü hallet, ben zaten bunlara devlet olarak destek vermiyorum. Ama, benim terörist olarak kabul ettiklerime de sen ordu gözüyle bakıyor, destek veriyor ve öyle davranıyorsun, silah gönderiyorsun, para veriyorsun. İdlib’i uhdende tutup, orada bunları koruyorsun. Benim terörist olarak gördüklerimi sen koruyorsun, maaş ödüyorsun. Madem barışacağız, sen de samimiyet göster, bunlarla bütün ilişkilerini kes, maaş göndermeyi filan bırak, silahları durdur, hareket kabiliyetlerini sonlandır.-

-Yani Esad’ın koşulları da bu mu?


MAHALLİ: Bunlar sadece Esad’ın görüşü değil, Birleşik Arap Emirliklerinden, Mısır’a, Suudi Arabistan’a kadar bölgede herkes bu beklenti içinde, yani Erdoğan her taraftan -Suriye’den çekil- diye sıkıştırılıyor. Benim tahminime göre bu ısrarlar seçim döneminde daha da artacak ve hatta önümüzdeki dönemde Libya’da da çok sıkışacağını tahmin ediyorum.

—Yakış niye özür diledi?—

-Ankara-Şam diyalogunun kesilmesine yol açan o 6-7 saatlik görüşme için siz ne düşünüyorsunuz? Gerçekten o tarihte Davutoğlu tarafından Esad’a -Müslüman Kardeşleri kabinene al- mesajı verilmiş miydi?

MAHALLİ: Ben doğrusu bu tartışmada taraf değilim ama sizdeki yayınlara bakınca çok şaşırdım, zaten Esad kendisine Erdoğan tarafından yapılan bu telkini, BBC’de, Amerikan hatta Rus televizyonlarında pek çok kez dile getirdi. Hatta Erdoğan için, -kendisini Osmanlı Sultanı, beni de Şam valisi olarak görüyor- bile dedi. Bunları Davutoğlu Erdoğan’dan mesaj olarak Esad’a götürdüyse, bunu Davutoğlu’nun bu kadar içselleştirmesini pek anlayamadım.

-Galiba bu mesele tabuya dönüştü. Sayın Yaşar Yakış, bize verdiği röportajda bunu anlattıktan sonra Davutoğlu’ndan özür bile diledi?

MAHALLİ: Esad zaten bunları pek çok demecinde anlatmıştı, Yaşar Yakış niye özür diliyor? Zaten Ortadoğu’yu en iyi bilen isimlerdendir kendisi, Arapça bilir, yıllarını Mısır, Suudi Arabistan, Suriye gibi kilit ülkelerde diplomat olarak geçirmiştir. Esasen, Suriye ile işlerin bozulmasına dair 2017-2018-2019’da çok daha sert açıklamaları olmuştu. Suriye politikasının yanlış olduğunu, Esad’la mutlaka görüşülmesi gerektiğini ısrarla dile getirmişti, bölgeyi herkesten hatta Davutoğlu’ndan bile daha iyi bilir. O halde bu mesajı neden içselleştirdiğini Davutoğlu’ndan sormak gerekir…

Son olarak ben de şunu söyleyip artık “temcit pilavına dönüşen” bu konuyu kapatayım o zaman… Bu tartışmalar sırasında, daha ilk gün ben Eski Başbakan, Dışişleri Bakanı ve şimdiki Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’ndan randevu istedim, anlatacaklarını merak ediyordum ama şu ana kadar kendisinden herhangi bir yanıt alamadım…

(*)https://www.muhalif.com.tr/haber/kirginlik-yaratan-roportaj-71285

(**) https://www.ansamed.info/ansamed/en...nks-he-Ottoman-sultan-says-Assad_7769065.html

(***)https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Hüsnü_Mahalli
 
Üst Alt