Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür gençler yetiştirmek zorundayız

Öncelikle 12 Eylül’de başlayacak 2022-2023 eğitim ve öğretim yılının tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bunun yanında başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimize şükranlarımızı iletiyor, bu vesile ile tekrar ruhları şad olsun diyorum.

Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği yıllarda, Ordumuzun Sakarya'ya kadar çekilmesine yol açan Kütahya-Eskişehir yöresindeki Yunan saldırısının tehlikeli şekilde geliştiği günlerde, 16 Temmuz 1921'de, Ankara'da "Maarif Kongresi" (Millî Eğitim Kongresi) toplamış, cehaletle yapılacak savaşın asıl savaş olduğuna dikkat çekerek, Öğretmenler Kongresi’ni düzenlemiş olan Mustafa Kemal, 1924 yılında da Ankara’da toplanan öğretmenler kurultayında öğretmenlere “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” diye seslenerek, eğitimin ve öğretimin kurtuluşumuzu/kuruluşumuzu tamamlayacak, taçlandıracak bir kutsal mücadele olduğunu söylüyordu.

Yine,
1923 senesinde, Meclis’de vekil maaşları ne kadar olacağı konuşulurken, Devrin Maliye Vekili Gümüşhane Meb’usu Hasan Fehmi Bey (Ataç), Mustafa Kemâl’e sorar, “Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz; ne kadar verelim?” Paşa düşünür ve cevap verir; “Öğretmen maaşlarını geçmesin!

Eğitim ve öğretime, öğretmene verilen değerden bugüne ne kaldığı tartsan tartılmaz, saysan sayılmaz, ölçsen ölçülmez.

Atamızın "Gelecekteki kurtuluşumuzun büyük önderleri" olarak selâmladığı öğretmenlerimiz, bugün, haklarını aradıkları için, sokaklarda öğrencileri(!) tarafından dövülüyorsa eğitimimizin ne hale geldiğini anlatacak takatimiz bile kalmadı demektir.

Bir an önce, Cumhuriyetimizin 2.yüzyılında öğretmenlerimizin merkezinde olacağı, hak ettikleri değerin ve kıymetin verileceği Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının felsefesine uygun, bir eğitim ve öğretime geçilmesi şarttır.

Eğitim ve Öğretim gelecektir, bunun mimarları da öğretmenlerimizdir.

Ülkemizde bu kadar okul, sınıf ve öğretmen açığı var iken, yüzbinlerce atanamayan öğretmen olması geleceğimize yapılan büyük ihanettir. Torpilli sınavlar, çalınan sorular, kayrılan yakınlar, partizanlıklar, liyakatsizlikler say sayabileceğin kadar, bunların hepsinde eğitimin içeriği, kalitesi, düzeyi ve ne kadar çocuğumuza ulaşabildiği gibi eksikliklerin, yanlışlıkların ve aksaklıkların doğrudan etkisi açıktır.

Eğitim düzeltilmeden ülkemizde çağdaş, gelişmiş, adil, demokratik bir düzen ve gelecek kurmak mümkün değildir.

Bunun içinde, hiçbir sınıf farkı gözetmeden her çocuğun eşit şartlarda eğitim alması, çocuklarımız arasında acilen fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Okullarımız, öğretmenlerimiz ve paydaşı tüm kurum ve kuruluşlar yeniden gözden geçirilerek, cumhuriyet ilkelerine inanan, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek mecburiyetimizdir.

Dolayısıyla, Köy Enstitülerini kuranların heyecanları, yurt sevgiler, azimleri ve fedakarlıkları örnek alınarak ülke gerçekleri ve ihtiyaçları tespit edilip akıl ve bilim ışığında, halkçılık yaklaşımıyla derhal bir araya gelinmesi, dayanışarak, yardımlaşarak en doğru eğitim sistemini kuracak bir çalışamanın başlatılması ve en kısa sürede de yepyeni, kuruluş felsefemize uygun, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılın yakışır eğitim ve öğretim sisteminin uygulamaya konması, gerekli teşkilatlanmanın da tamamlanması gereklidir.

Eğitim neden mi çok önemli ve acil: Atamızın dediği gibi; "eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder".


Çünkü, yine Atamızın dediği gibi “Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür. Kültür okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek, anlama yeteneğini eğitmektir.
 
Üst Alt