Emekliye başka kendisine başka

Aşağıda iki haber var, ilkinin tarihi bir kaç gün öncesine tekabül ediyor. İkinci haberin tarihi ise 16 Haziran.

"Emekliler promosyon için arayışlarını sürdürürken, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, “Banka promosyonu caiz midir?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bankaların, kamu veya özel sektörde çalışanlara, çalıştığı kurumlar tarafından maaşlarını kendilerinden almayı tercih etmeleri karşılığında vermiş oldukları promosyonlar, işleyiş bakımından faize tam olarak benzememekle birlikte faiz şüphesinden de tümüyle uzak değildir. Bu itibarla, temel ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olanların bu parayı kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları yakınları için kullanmamaları; bilakis ihtiyaç sahibi fakirlere vermeleri uygun olur.” 08.08.2022

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, personel maaşlarının “faizsiz finans kuruluşları” olarak bilinen “katılım bankaları” aracılığıyla ödenmesine yönelik isteği, mahkemeden döndü. İhaleyi kazanan katılım bankalarının ödeyeceği 2 bin 880 liralık promosyona karşı çıkılması nedeniyle açılan dava sonucu ihale iptal edildi. İl ve ilçelerde yeni ihaleler yapılırken bu ihalelere tüm bankalar katıldı; ödenecek promosyon ücreti de 16 bin liraya kadar yükseldi.

“Promosyon ücretini kabul etmediklerini ve hizmet noktasında eksiklikler yaşanacağını” belirten sendikanın başvurusu sonucu ihale iptal edildi.Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Nuri Ünal, personelin, bu şekilde daha kazançlı olduğunu söyleyerek “Çalışanların daha yüksek miktarda promosyon ve daha iyi hizmet alması için dava açtık. Çünkü katılım bankalarının her il, ilçede şubesinin bulunmaması nedeniyle hizmette aksamalar oluyordu. Sendikanın görevi, çalışanın hakkını, hukukunu korumasıdır” ifadelerini kullandı". 16.06.2022

İki haberi bir arada okuduğumuzda Diyanet İşleri Başkanlığının kendisine sorulan her soruya cevap vermemesi gerekliliği net bir şekilde ortaya çıkıyor. Hele de ekonomik ve siyasi konularda.

En çok faiz ve İnfak üzerinden konuşulabilecek olan Müslüman-ekonomi arasındaki ilişkilerin İnfak(dağıtma) bölümüne hiç girmeyen bir Diyanetin sadece faiz konusunu enflasyonist bir ortamda devamlı gündemde tutması kendisini tartışmaların odağı haline getiriyor.

Hatırlarsanız Cübbeli Ahmet adıyla meşhur Ahmet Mahmut Ünlü de bundan bir süre önce kıdem tazminatı almanın caiz olmadığı yönünde fetva vermiş ve gündem olmuştu.

Bugün bütün bankalar emeklilerin maaşlarını kendi bankalarına taşımaları için yarış halindeler ve enflasyonla müsavi olarak bir seferlik de olsa emeklilere promosyon verme yarışına girdiler. Bu yarış şu an Türkiye'nin en düşük gelirli kesimi olan emekliler için bir seferlik de olsa bir can simidi. Diyanet böyle bir konuda olumsuz bir fetva verdiğinde emeklilerin içinde bulunduğu durum açısından kendisini hiç de olumlu bir yere koymuş olmuyor.

Hele de sadece 2 ay kadar önce yukarıda aktardığımız ikinci haber söz konusu iken. Yani emekliye promosyon almak haram ama Diyanet çalışanları için sorun yok. Çözüm de promosyonu katılım bankasından almak. Hoş o durumu da Diyanet çalışanları kabul etmemiş promosyon az diye. Neticede haklılar çoğu caiz olmayanın azı da caiz değildir herhalde.

Personelin talebini Diyanetin fetvasına ölçü olarak koymak yanlış olabilir. Ama Diyanet yönetiminin kararıyla katılım bankalarının faizsiz sistemle çalıştıkları kabulüyle onlardan alınan düşük de olsa promosyon pekala ölçü olarak alınabilir.

Her ne kadar bu bankaların faizsiz sistemi üzerine kafa yoran kimseyi ikna etmese de konumuz o sistem değil promosyon neticede. Habere göre o promosyon miktarı için zaten ihale de yapılmış ve en çok veren faizsiz banka maaşları vermeye hak kazanmış.

Özetle şu iki haberi birden okuyan bir emeklinin hangi siyasi fikre mensup olduğunun, hangi dünya görüşünü benimsediğinin önemi yok.

O emekli Diyanet işlerine güvenini kaybederse neden diye soramazsınız
 
Üst Alt