Bir mektubun hikayesi

“GELECEĞİN ÇOCUĞU

Henüz ismi bile olmayan, yüzünü görmediğimiz, nerde ve hangi zamanda olduğunu bilmediğimiz geleceğin çocuğu. Seninle ilk defa geçen gün karşılaştım; bilgili bir arkadaş bizi tanıştırdı ve onun parlayan bakış açısından senin göreceğin günü gördüm. Senin günün benim değil, seni tanımak beni değiştirdi. Bugün benim yaptıklarımın ileride bir gün, bir şekilde seni tehdit edeceğine dair hiçbir fikrim yoktu. Yarının çocuğu, kızımın oğlu. Korkarım ki seni ve senin iyiliğini düşünmeye yeni başlıyorum her zaman düşünmeliydim; boşa harcadığım bu zamanı. Yitirdiklerimizi telafi edeceğim senin de bir gün gelip burada yaşayacağını unutmayacağım.

RAY ANDERSON..”

Ray Anderson, INTERFACE şirketinin kurucu ortağı –CEO’su. Onun yazdığı bir mektup bu. Aslında başkalarının mektuplarını okumak gibi bir adetim yok elbette ama bu “GELECEĞİN ÇOCUĞU” başlığı ile yazılmış açık bir mektup.

HİKAYESİ İSE ŞÖYLE;

INTERFACE firması, 1973 yılında Ray Anderson'ın Avrupa'da bir karo halı görmesi ve modern hayattaki potansiyelini fark etmesiyle başlar. Konsepti Amerika'ya tanıtır ve dünyaya yayılacak ticari bir döşeme devrimi başlatır. Tüm dünyaya yayılan bir işletme olur kısa zamanda. Amerika, Avrupa, Orta Doğu, Asya ülkelerinin hepsinde şubesi olan işletmenin Türkiye’de de faaliyetleri var.

Şirket kurulduktan 21 yıl sonra, 1994 yılında dikkat çekici bir tüketici ile karşılaşır. İşte ilk başta yazdığım mektubun hikayesi bu tüketici ile başlar.


Tüketici, şirkete bir mektup gönderir ve der ki; “Çevre parametrelerine uygun olmadığı gerekçesi ile bu firmadan HALI almayı ret ediyorum”

Anderson’a ulaşan mektup, onu şaşırtır ve bu tüketicinin ne demek istediğini anlamak için yöneticilerini toplar. Yaptıkları üretim ile çevreye zarar verip vermediklerini sorar. Hiç kimsenin çevre ile ilgili bir kaygısı yoktur, kendilerine göre de bu tüketici haksızdır. Sorusuna bu toplantıda yanıt alamayan Anderson, kendisi bizzat konuyu ele alır ve bir takım araştırmalara başlar.

İlk önce; Her sene yapılan, pay sahiplerinin de katıldığı, bilançonun ortaya döküldüğü toplantıda söz kendisine verildiğinde öyle karlılıktı, bilançoydu, hedeflerdi gibi konulara hiç girmez ve toplantının gündemi ile alakası olmayan garip bir şeyler anlatmaya başlar. En azından oradakiler öyle düşünür o sırada. 1944 yılındaki bir Ren Geyiği projesini anlatır. Projeye göre, St. Mattehew adasına 60’ ı geçen sayıda geyik bırakılır, hedef 1960 yılına gelindiğinde 2 bin Ren Geyiğidir. 1963 yılında geyiklerin sayısı 6 bine ulaşır. Ancak büyük bir sorun vardır; adadaki kaynaklar hepsine yetmez, ne su ne yiyecek o kadar geyik nüfusunu beslemek için yeterli değildir ve bir çoğu telef olur. 1966 yılında sayıları 42 ye düşer. Yapılan araştırmalar neticesinde hayvanların açlık sebebi ile öldüğü ortaya çıkar.

Anderson bu anlatımından sonra artık şirketinin yeni misyonunun “Sürdürülebilirlik” olduğunu söyler. Farklı bir iş modeline geçilmesine karar verir.

Tabi o zaman şimdiki gibi bütün şirketlerin diline pelesenk olmuş “Sürdürülebilirlik” kavramını kimse bilmiyor. Şirketin hisse satışları hızla düşer, en büyük hissedar ayrılır.

Anderson mutlaka bu riskleri hesaplamış olacak ki hemen 2. Adımı uygulamaya başlar;

Eko Rüya Takımı’nı kurar. Bu takımın içinde biyologlar, çevreciler, konunun uzmanları akademisyenler vardır. Dünyanın en iyilerini bir raya getirir. Onlardan bir tarih ister “Ne zaman Sürdürülebilirliğe ulaşabiliriz?” Verilen tarih 2020 dir.

1997 yılındaki bu değişim 1993-2000 yılları arasına yani Ticari Ofis Pazarının büyüdüğü yıllara denk gelmiştir. Bu bir şanstır onlar için ve o nedenle çok büyük krizler yaşamazlar ilk yıllarda; hissedarların bir kısmı çekilmiş olsa da.

Çalışmalar başlar. Şirketin ürettiği ürün %90 ‘nı petrol bazlıdır; farklı materyaller bulmak için denemeler, araştırmalar yaparlar ama naylon hammadde iplikten bir türlü kurtulamazlar. Ürünün petrol bazlı olması kadar kurum direnci de aşılması gereken bir zorluktur.

Bu arada güneş enerjisi ile üretim yapmak ister Anderson, ama böyle bir sistemin 99 yılda amorti edeceği raporlanınca, yönetim kurulu Anderson’un bu “çılgın” fikrini kabul etmez.

O Yine de kurar. (Hikâyenin bu aşamasında çok gülüyorum. Hem onay iste hem kabul etme.)

Bu kararın ardından şöyle de bir metin yayınlar;

BİR ŞİRKETİN KURULUŞ AMACI KAR ETMEKTİR; Eski ve kusurlu gerçeklik algısı

ŞİRKETLER AYAKTA KALABİLMEK İÇİN KAR ETMELİDİR; yeni paradigma

ŞİRKETLER DAHA YÜKSEK BİR AMACA HİZMET ETMEK İÇİN VAR OLMALIDIR; dünya ve gelecek nesiller için..


Bu arada daha önce planlanmış çalışanlar toplantısı gündemdedir. Muazzam bir adada binlerce çalışan için muazzam bir otel, bir haftalığına kiralanmıştır. Hem eğlence hem eğitim. Parası da peşin ödenmiş.

Yeni kurulan Eko Rüya takımı karşı çıkar tabi bu organizasyona. Sürdürülebilirlik kavramının kriterlerine uymayan, OLMAMASI GEREKEN her şey bir aradadır. Anderson bunun fırsata çevrilmesi gerektiğini söyler ve bir plan yapmalarını ister takımdan. Burada olanların hepsi sürdürülebilirlik karşıtı bir organizasyondur, yüzlerce çalışan bir aradayken bunu anlatmak gerektiğini söyler. Çözüm otelin yönetimini ele almaktır. Yani bir haftalığına toplantı boyunca her şey kontrollerinde olacaktır. Otel yöneticileri Eko Rüya Takımı’nın bu teklifini ret ederler ama otelin sahibi Japon iş adamı kabul eder bu çılgın teklifi o da girer bu oyunun içine.

İlk gün kimseye bir şey söylenmez herkes eski alışkanlıkları ile tüm tüketimini yapar. Ertesi gün eğitim toplantısı bu bilgiler ve görüntülerle başlar. Atılan yemek atıkları ile ne kadar aç çocuğun doyurulacağının rakamları verilir, bir kez kullanılmış havluların yıkanması ile ortaya çıkan karbon salımı hesaplanır, sağa sola atılan plastiklerin doğaya verdiği zarar anlatılır.

İkinci gün bu rakamlar düşmüştür ve eğitimin sonunda muazzam bir tasarruf sağlandığı, bu para ile gıda yardımı yapılacağı bildirilir. Salon coşku içindedir, birbirini tebrik edenler, zıplayanlar, hoplayanlar. Sonuçları ağlayarak dinleyen çalışanlar da vardır. Şirket personeli farklı bir sürece girmiştir artık.

GEÇİMLERİNİ SAĞLARKEN DAHA BÜYÜK BİR AMACIN PARÇASI OLMAK.

Bu arada Eko Rüya Takımı çalışmalarına devam etmektedir. Doğa onların en büyük paydaşıdır..

Yeni model arayışlarını ormanda yaparlar. Ormanda her şey gelişigüzel ama hiçbir şey çirkin değildir mesela. Yapraklar rengarenk ve karmaşık olarak zemindedir ama kimse çıkıp da bu ne biçim yer demez. İşte şirketin karışık desenli halı üretimi bu algıyla çıkar ortaya. Halı plakalar halinde üretilir ve onlar gelişigüzel döşenir. Plaka halinde olduğu için herhangi bir parçasını değiştirmek gerektiğinde örneğin lekelendi ya da yandı, o parçayı kullanıcı da değiştirebilmektedir. Muazzam bir pazar yakalanmıştır.

Doğadan yardım aldıkları bir diğer konu ise; halıların zemine yapışması için kullanılan malzeme için olur. Petrol bazlı yapıştırıcı için mutlaka bir çözüm bulunmalıdır. Eko Rüya Takımı yine ormanın yolunu tutar.

Neler olur? Nasıl çözüm bulurlar? Bunu da haftaya bırakalım. Yine epey uzun bir yazı oldu. Ama merak edenlere şu kadarını yazayım buraya; şirket 2020 yılına geldiğinde bırakın Karbon Nötr Olmayı Karbon Negatif olur.

Karbon Nötr? Karbon Negatif? Nedir? Kısaca da onu anlatmaya çalışayım;

Karbon Nötr ;Net Sıfır Karbon da deniliyor bu kavrama. Bir kuruluşun atmosfere saldığı kadar karbonu atmosferden çıkarması gerektiği anlamına gelir.Bir başka ifadeyle net sıfır, atmosfere yeni emisyonlar eklememek demek. Yani salım devam edecek ancak bu, atmosferden eşdeğer miktarda gaz emilerek dengelenecek.

Karbon Negatif; Karbon Nötrün bir adım daha ötesidir. Yaratılan karbon ayak izinden fazlasını dengelemiş olan anlamına gelmektedir. Karbon negatif olmak, salınandan daha fazla karbonun atmosferden çekilmesi anlamına geldiğinden bunu sağlamak günümüz şartlarında elbette çok zor ama imkansız değil. İşte Az önce hikayesini okuduğunuz şirket Karbon Negatif dereceye ulaşmış durumda. Nasıl bu sonuca ulaşmış haftaya hikayeyi tamamlamak üzere, hoşça kalın.
 
Üst Alt